Roma Seyahat Rehberi

2800 yıllık tarihi ile Roma; İtalya’nın, Lazio bölgesinin ve aynı zamanda Roma ilinin başkentidir. Tiber ve Aniane nehirleri arasındadır ve Akdeniz’e yakındır. Yaklaşık 2.7 milyon nüfuslu şehirde, Katoliklerin ruhani lideri Papa’nın yaşadığı bağımsız devlet Vatikan da yer almaktadır. Bu sebeple Roma’ya bazı kaynaklar tarafından iki devletin başkenti de denilmektedir.

Roma Hakkında Genel Bilgiler

Nüfus: 3 Milyon

Resmi Dili: İtalyanca

Para Birimi: Euro

Zaman Dilimi: GMT +1 (Türkiye’den Yaz saati döneminde 1 saat, kış saati döneminde ise 2 saat geride)

Uluslararası Telefon Kodu: +39

Elektrik: Türkiye ile aynı

Vize: Umumi pasaport için Schengen vizesi gerekmektedir. Yeşil pasaport, Hizmet pasaportu ve Diplomatik pasaport için vize gereksinimi yoktur.

Türk Konsolosluğu: Via Palestro 28, 00185 Roma, İtalya Cumhuriyeti Tel: 0039-06-445 94 200

Tavsiye Edilen Seyahat Süresi: Min. 3 Gün, Max. 6 Gün, İdeal 4 Gün

Roma, Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü İtalya’nın Lazio bölgesinde yer almaktadır. Kışın sıcaklıklar 0 derecenin altına nadiren düşmekte olup normalde 8-12 derece dolaylarında seyretmektedir. Yazın ise özellikle öğle saatlerinde 35 derecenin üzerine sık sık çıkmaktadır. Akdeniz iklimi etkisi altında olduğu için yılın her mevsimi yağmur görülebilmektedir. Yazın hem yüksek sıcaklıklar, hem de yoğun turist çekmesi sebebiyle Roma’ya seyahat etmek için en uygun zamanlar Nisan, Mayıs, Eylül ve Ekim aylarıdır. Kışın seyahat etmek her ne kadar çok önerilmese de ben ilk ziyaretimi Şubat ayında yapmıştım. Ankara’da lapa lapa kar yağarken Roma’da hava günlük güneşlikti ve mont giymeden dolaşıyorduk 🙂 Tabii ki biraz şans meselesi de olmakla birlikte kışın seyahat etmeyi de göz önünde bulundurabilirsiniz.

Roma, fazla turist çekmesi ve bulundurduğu farklı etnik kişilikler sebebiyle suç oranı yüksek olan bir şehirdir. Genel olarak fazla gasp ve yankesicilik vakasına rastlanmamasına rağmen hırsızlık oranı oldukça yüksektir. Bu nedenle seyahatiniz sırasında özel eşyalarınıza dikkat etmenizi öneririm. Ayrıca özellikle Termini çevresinde ve içinde tanımadığınız kişilerle muhatap olmamanız sizin yararınıza olacaktır. Bana durduk yerde yardım etmeye çalışan iki kişi beni dolandırmaya çalışmıştı. Son anda fark ederek zor şekilde kaçmayı başardım. Bu tarz uyarılar gözünüzü korkutmasın, bunlar her yerde başınıza gelebilecek şeyler ancak dikkatli olmakta fayda var.


Roma’ya Ulaşım

Roma’ya Türkiye üzerinden ulaşım sağlamayı planlıyorsanız İstanbul Havalimanından Türk Hava Yolları’nın, Sabiha Gökçen Havalimanından ise Pegasus veya Türk Hava Yolları’nın her gün karşılıklı olarak gerçekleştirilen direkt seferlerinden birini tercih edebilirsiniz. İstanbul dışında bir ilden gitmeyi planlıyorsanız bulunduğunuz ile özel aktarmalı uçuş seçenekleri için skyscanner.com adresini kullanabilirsiniz.

Roma’ya farklı bir İtalya şehrinden ulaşmayı planlıyorsanız, ülkenin dört bir yanını saran hızlı tren hatlarından faydalanabilirsiniz. Tren biletlerinizi acprail.com internet üzerinden online olarak alabilirsiniz.


Roma Havalimanından Şehir Merkezine Ulaşım

Türkiye üzerinden Roma’ya gidiyorsanız, uçağınızın ineceği havalimanı Roma’nın en büyük havalimanı olan Fiumicino Havalimanı olacaktır. Fiumicino’dan şehir merkezine ulaşım için 3 farklı alternatifiniz bulunmaktadır. Gece 12 ile sabah 5 arasında havalimanına toplu taşıma seferleri olmadığı için taksilere muhtaç kalmamak adına gece uçuşu seçmemenizi öneririm.

Tren ile ulaşım: 

Havalimanı ile merkez tren istasyonu (Termini) arasında çalışmakta olan hızlı tren ile şehir merkezine yaklaşık 15 Euro ücret ödeyerek ulaşabilirsiniz. Bu trenler 05:30-23:00 arası ortalama 30 dakikada bir hareket etmektedir ve yolculuk ortalama 30 dakika sürer.

Yine havalimanı ile Trastevere, Ostiense, Tuscolana ve Tiburtina durakları arasında çalışmakta olan FR1 treni, 06:00-23:30 saatleri arasında her 15 dakikada bir hareket eder. Bu trenin ücreti ise yaklaşık 9 Euro’dur. FR1 treni ile Trastevere 26 dakika, Ostiense 31 dakika, Tuscolana 40 dakika ve Tiburtina 48 dakika sürer.

Otobüs ile ulaşım: 
Havalimanı ile merkez tren istasyonu (Termini) arasında çalışmakta olan birkaç farklı otobüs firması bulunmaktadır. Bu firmalar arasından ben size yolculuk süresi daha kısa sürmekte olan Terravision otobüslerini öneririm. Seferler, Termini-Havaalanı: 04.40-21.50, Havaalanı-Termini: 05.35-23.00 saatleri arasında her yarım saatte bir düzenlenir. Havaalanında otobüsleri Terminal 3’te, 5 numaralı durağın olduğu bölümde bulabilirsiniz. Yolculuk ücreti tek yön için 7 Euro civarındadır ve yolculuk yaklaşık 45 dakika sürmektedir.
Taksi ile ulaşım:
Havalimanı ile şehir merkezi arası taksi ücretleri sabit olup tek yön 48 Euro olarak ücretlendirilmektedir.

Roma’da Şehir içi Ulaşım

Roma’da Termini’ye (merkez tren istasyonu) ulaştıktan sonra gideceğiniz yere ulaşım oldukça kolay olacaktır. Şehirdeki iki metro hattının kesiştiği nokta Termini istasyonudur. Şehirde bulunan iki metro hattının aksine oldukça gelişmiş bir tramvay altyapısı mevcuttur. Ben, birkaç istisna dışında tüm şehir içi ulaşımımı tramvay ile sağladım. Bindiğim tramvay ve otobüslerde neredeyse kimse kart okutmuyordu. Kartlarla ilgili anladığım kadarıyla kontrol pek yapılmıyor. Bu nedenle suistimal eden çok oluyor. Ancak yakalanma durumunda da yüksek bir cezası var.

Alacağınız Roma Pass ile 2 veya 3 gün boyunca tüm toplu taşıma araçlarından (havalimanı hariç) ücretsiz yararlanabilir ve bu süre içerisinde seçeceğiniz 1 veya 2 müzeye ücretsiz girebilirsiniz. Roma Pass ile ilgili detayları aşağıda farklı bir başlıkta anlatacağım.

Benim kaldığım yer Scalo San Lorenzo civarındaydı. Termini’ye geldikten sonra yaklaşık 15 dakika yürüyerek konaklayacağım yere ulaştım. Kaldığım otelin hemen önünde yer alan Scalo San Lorenzo/Sardi durağından 2 farklı tramvay hattı geçiyor.

3 Numaralı hat ile Kolezyum’a ulaşabilirken 19 numaralı hatla Vatikan ve Via Del Corso bölgesine ulaşabilirsiniz.

Yurtdışında internet erişiminiz yokken telefonunuzda bulunan haritayı kullanarak kaybolmadan dilediğiniz yere gidebileceğinizi biliyor muydunuz? Haritanızı internet olmadan nasıl kullanacağınızı buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz.


Roma’da Konaklama

Amsterdam, Paris ve diğer birçok Avrupa başkentine göre özellikle konaklama konusunda uygun bir şehirdir. Gecelik 10 Euro’dan başlayan fiyatlarla hostellerde konaklayabilirsiniz. Konaklayacak yer seçimi konusunda benim önceliğim ulaşımın kolay olması oldu. Bu nedenle önünde tramvay hattı geçmekte olan San Lorenzo caddesini seçtim. Bu civar hem ulaşım açısından hem de bölge insanı açısından seçilebilecek bir alan. Ek olarak Vatikan çevresini de düşünebilirsiniz. Özellikle Termini civarında suç oranı yüksek olduğu için bu civarlarda daha dikkatli olmanızı ve mümkünse konaklamamanızı öneririm.

Konaklama yeri seçimi ve rezervasyon yapmakla ilgili konuya bu linkten ulaşabilirsiniz.

En uygun fiyatlarla Booking üzerinden rezervasyon yapmak için tıklayınız.


Roma Pass (Roma Şehir Kartı)

Roma Pass, diğer birçok şehir kartının aksine uygun fiyatlı ve avantajlı bir karttır. Ben gittiğim birçok şehirde şehir kartlarını pahalı olmaları nedeniyle almam ancak Roma’ya gittiğimde sağladığı avantajlar nedeniyle almayı tercih ettim. Benim seyahat ettiğim 2015 senesinde 3 günlük ücreti 34 Euro idi. Bu vermiş olduğunuz 34 Euro ile 3 gün boyunca tüm toplu taşıma araçlarından ücretsiz olarak faydalanabiliyor, listeden seçeceğiniz iki müzeye ücretsiz ve sıra beklemeden girebiliyorsunuz.

2017 senesi itibariyle 2 günlük versiyonu 28 Euro ve bununla birlikte 1 müzeye ücretsiz giriş imkanı sağlayabiliyorsunuz. 3 Günlük versiyonu ise 38,50 Euro ve 2 müzeye ücretsiz giriş hakkı sağlıyor.

Seçim yapabileceğiniz müzelerin listesine ulaşmak için tıklayınız.

Müzelerle ilgili benim seçimim Colosseo/Palatino/Foro Romano (yan yana farklı yerler gibi görünüyor ancak Roma Pass tek yer olarak algılıyor) ve Museo Nazionale di Castel Sant’Angelo oldu. İkisini zaten Roma Pass olmadan ziyaret etmek isteseniz 30 Euro civarında ücret ödemeniz gerekiyor ve özellikle Kolezyum’da saatlerce sıra beklemeniz gerekebiliyor.

Roma Pass ile ilgili dikkat etmeniz gereken bir nokta, kullanımı ilk kullandığınız saate göre değil, ilk kullandığınız güne göre başlıyor. Yani ilk kullanımı Çarşamba sabahı 8’de de yapmış olsanız, Çarşamba gecesi 23’de de yapmış olsanız Cuma gecesi 23:59’da kullanımı sona eriyor. Kullanmadan önce arka kısımdaki bilgileri doldurmayı unutmayın.


Roma Haritası

Haritada kırmızı numaralar ile görmekte olduğunuz noktalar, aşağıda gezilecek yerler başlığında yer almakta olan noktalardır. Mavi ile görmekte olduklarınız ise yazı içerisinde bahsetmiş olduğum işinize yaraması muhtemel bazı noktalardır.


Roma’da Gezilecek Yerler

Roma, her yerinden tarih fışkıran bir şehir. Ara sokaklarda gezerken bile ilgi çekici bir şeylere rastlamanız mümkün. Ben elimden geldiğince mutlaka görülmesi gereken yerlerle ilgili kısa bilgiler aktarmaya çalışacağım.

1- Kolezyum (Colosseo/Colosseum) / Palatino Tepesi / Foro Romano (Roma Forumu)

Roma denince şüphesiz herkesin aklına gelen ilk yapıdır Kolezyum. Hemen yanındaki Palantino tepesi ve üstündeki Roma Forumu ile birlikte yaklaşık 2000 yıllık tarihi ile hala dimdik ayakta duran, sayısız diziye ve filme konu olmuş bu yapı, Roma’ya uğrayan herkesin ilk durakları arasında yer almaktadır. Kolezyum’a ulaşmak için mavi metro hattını veya 3 numaralı tramvay hattını kullanabilirsiniz. İnmeniz gereken durağın adı Colosseo’dur. Bilet ücreti yetişkinler için 16 Euro olarak belirlenmiştir.

Bileti gişede almak gibi bir planınız varsa gittiğiniz sezona bağlı olarak yaklaşık yarım gününüzü sırada kaybedebilirsiniz. Bu nedenle biletinizi online olarak almanızı veya Roma Pass kullanarak sıra beklemeden giriş yapmanızı öneririm. İçeri girdikten sonra gezmeniz birkaç saatinizi alacaktır.

Kolezyum giriş bileti almak için tıklayınız.

2- Vatikan ve Müzeleri

Vatikan, bildiğiniz üzere Roma içerisinde kurulmuş olan İtalya’dan bağımsız bir devlettir. Hristiyanlığın başkenti olan Vatikan’a girmek için herhangi bir vize veya prosedüre gerek bulunmamaktadır. Vatikan’ı konu alan tüm filmlerde gördüğünüz ve pazar günleri kalabalığın toplandığı o ünlü meydanın adı San Pietro Meydanı’dır. Aynı zamanda bu meydanın hemen yanında bulunan, Hristiyanlığın merkezi olan kilise de San Pietro ismini taşımaktadır ve her ikisine de girmek ücretsizdir. Meydana rahatlıkla girebilir  ve dilediğiniz kadar kalabilirsiniz ancak kiliseye girmeyi planlıyorsanız kış günlerinde bile birkaç saatlik bir sıra sizi bekliyor olacaktır. Bu nedenle sabahın erken saatlerinde gitmekte fayda var. Aynı zamanda kilisenin içine girmek gibi bir planınız varsa şort ve kısa kollu kıyafetlerden kaçınmanızı öneririm. Eğer Vatikan ziyaretinizi pazar gününe denk getirebilirseniz oldukça büyük bir kalabalıkla birlikte Hristiyanların ayinine şahitlik edebilirsiniz.

Vatikan ziyaretinin bir diğer ayağı ise Vatikan Müzeleri ve Sistine Şapeli (Papalık seçimlerinin yapıldığı tarihi yapı) olacak. Eğer sanata ilginiz varsa, Sistine Şapeli ile birlikte 54 tane galeri içeren bu müzeler oldukça ilginizi çekecektir.Dünyanın en ünlü eserlerinin sergilendiği bu meşhur müzelere giriş ücretli (gişede 16 Euro, internette 20 Euro) ve eğer biletinizi online olarak almadıysanız yine uzun kuyruklar sizi bekliyor olacak. Bu nedenle biletinizi online olarak almanızı şiddetle öneririm. Sabah saat 9 da gittiğimde oluşmuş olan yaklaşık 300 metre uzunluğundaki sırayı tıpış tıpış atlayarak girişimi yapıp gezdikten sonra çıktığımda kuyruk 500 metrenin üzerine çıkmıştı 🙂 Hatırlatmak isterim ki pazar günleri müzeler ziyarete kapalıdır.

Eğer müzeleri de gezmeyi planlıyorsanız Vatikan için en az 5-6 saat ayırmanızı öneririm. Vatikan’a ulaşmak için kırmızı metro hattını kullanarak Barletta/Ottaviano durağında inebilir, 19 numaralı tramvay hattını kullanarak son durak olan Piazza Risorgimento durağında inebilir veya 23, 34, 40, 49, 62, 64, 280 numaralı otobüs hatlarını kullanabilirsiniz.

Vatikan Müzeleri’ne giriş bileti almak için tıklayınız.

3- Castel Sant Angelo (Melekler Kalesi)

Vatikan’ın hemen karşı tarafında bulunan bu görkemli yapı, adını Papa Büyük Gregorius’un burada Melek Mikail’i gördüğü dinsel deneyimden alır. Yaklaşık 2000 yıllık bir tarihe sahip olan kale ile Vatikan arasında gizli bir geçit olduğu iddia edilir ve bu geçit günümüzde hala gizliliğini korumaktadır. Vatikan’da tehlikeli bir durum olduğunda Papa’nın bu geçit sayesinde dışarı çıktığına inanılmaktadır. Kalenin en üst katına kadar çıktığınız takdirde mükemmel bir Vatikan manzarası sizi bekliyor olacak. Giriş ücreti yaklaşık 16 Euro ancak 3 günlük Roma Pass kartınız varsa ücretsiz müze haklarınızdan birisini burada kullanabilirsiniz.

* Kale’nin en üst katına ulaştığınızdaki manzara bu şekilde olacak. ( ben olmadan tabi 🙂 )

4- Via Del Corso (Corso Caddesi)

Piazza del Popolo (Popolo Meydanı) (fotoğraftaki meydan) ile Piazza Venezia (Venezia Meydanı) arasında boydan boya uzanmakta olan Via del Corso (ortada), iki yanında uzanan Via di Ripetta (sağda) ve Via del Babuino (solda) caddeleri ile birlikte Roma’nın en ünlü caddesidir. İstanbul’un İstiklal Caddesi’ne benzetebiliriz aslında. Bu caddeler tüm yol boyunca ünlü mağazalar ile birlikte adeta bir açık hava alışveriş merkezi gibidir. Ara sokaklarda gezerken Panteon, Aşk Çeşmesi ve İspanyol Merdivenleri gibi birçok ünlü yapıyı göreceksiniz. Caddenin en başında yer alan Piazza del Popolo’nun iki tarafında yer alan Canova ve Rosati gibi kafelerde oturup günün yorgunluğunu atabilirsiniz.

5- Fontana di Trevi (Aşk Çeşmesi)

Via del Corso’nun ara sokaklarında gezerken hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkabilir ünlü Aşk Çeşmesi. Eski bir binanın arka cephesine konumlandırılmış olan bu büyülü yapının önü gece gündüz sürekli kalabalıktır. İsteklerinin gerçekleşmesini dileyen insanlar, dilek dileyerek bu havuza para atarlar. Eski bir inanışa göre dileğinizi dileyip bu havuza para attığınızda dileğiniz kabul olmaktadır. Başka bir inanışta ise eğer havuza para atarsanız Roma’yı gelecekte tekrar ziyaret edeceksiniz demektir. Atacağınız bozuk paralar haricinde bu çeşmeyi ziyaret etmek size maliyet oluşturmayacaktır 🙂 Ben gittiğimde ne yazık ki çeşme restorasyon halindeydi. Ziyarete açıktı ancak güzel fotoğraf çekilemiyordu. Bu nedenle bu yapıya ait görseli google aracılığı ile elde ettim.

6- Pantheon

Pantheon, Antik Roma döneminden kalan ve en iyi şekilde korunmuş olan bir tapınaktır. Günümüzdeki Pantheon aynı yerde yapılan üçüncü yapıdır. Önceki iki yapı yangınlarda tahrip olmuştur. Pantheon’u bu kadar etkileyici kılan en önemli özellik hiç şüphesiz ki eşsiz mimarisidir. Pantheon’un en önemli kısmı ise kubbesidir. Yapının devasa kubbesi, dünyanın en büyük takviyeli beton kubbesi olarak bilinmektedir. Çapı ve yüksekliği 43,3 m olan kubbenin yapımında Romalılara özgü bir beton kullanılmıştır. Kubbenin ortasında Oculus adında bir delik bulunur. 8 metre genişliğindeki bu delik içeriye ışık girmesini sağlayan tek noktadır. Bu yapıyı ziyaret etmek de ücretsizdir.

7- İspanyol Merdivenleri

Yine Via del Corso civarında, Piazza di Spagna’da yer almakta olan İspanyol Merdivenleri, adını bölgede yer almakta olan İspanyol Büyükelçiliğinden almaktadır. Hem yerlilerin, hem de turistlerin ilgisini çekmekte olan bu alan gece gündüz Roma’nın en hareketli bölgelerinden birisidir.

8- Piazza Navona ve Fontana dei Quattro Fiumi (Navona Meydanı ve Dört Nehir Çeşmesi)

Pantheon yakınlarında yer almakta olan bu meydan, Roma’nın önemli noktalarından bir diğeridir. Bugün yayalara ayrılmış olan meydan, kafeleri, seyyar satıcıları ve sokak göstericileri ile gün boyu hareketlidir. Meydanda yer alan 3 çeşmenin en ünlüsü ise Bernini tarafından tasarlanan Dört Nehir Çeşmesi’dir. Bu meydanda yer alan kafe ve restoranlarda oturup sabah kahvenizi yudumlayabilir veya şık bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.

9- Villa Borghese

Roma’nın en ünlü parklarından olan Villa Borghese, şehrin gürültüsünden bir nebze olsun kaçıp kafa dinlemek isteyenler için birebir. Parkın bir köşesinde ise yine Roma’nın en ünlü müzelerinden birisi olan Borghese Galerisi yer alıyor. Parka giriş ücretsiz ancak müzeye giriş randevu ile yapılıyor ve bilet 20 Euro’ya online olarak temin edilebiliyor.

Galleria Borghese bileti almak için tıklayınız.


Roma’da Yeme İçme

Roma’da yeme içme denildiğinde aklınıza pizza gelmiyorsa, bir sorun var demektir. Hayatımda yediğim en iyi pizzayı Roma’da yedim desem maalesef yalan söylemiş olurum ancak iyi pizza ve makarnaya doyacağınıza emin olabilirsiniz. Detaylara geçmeden önce İtalya’nın hemen her yerinde restoranlarda menüdeki fiyat üzerine %10 servis bedeli eklendiğini hatırlatmakta fayda görüyorum. Bu servis bedelini hesapta görüyorsanız üzerine bir daha bahşiş bırakmanıza gerek olmayacaktır.

Pizza

Öncelikle pizza dendiğinde aklınıza Dominos’taki bol malzemos gibi bir pizza gelmemeli. İtalyanların pizza anlayışı bizdekinden biraz daha farklı. Pizzalar bizdeki karışık pizza kanısının aksine genel olarak sadece bir veya birkaç malzemeden oluşuyor. Hatta ve hatta pizzanın orijjinalinin malzeme içermediğini ve sadece mozarella peyniri ile domates sosundan oluşması gerektiğini iddia edenler bile var.

Roma’daki en iyi pizzacının hangisi olduğu ile ilgili çekişmeler devam ededursun, büyük ihtimal ile rastgele gireceğiniz bir kapının ardında yiyeceğiniz pizza bile sizi oldukça memnun edecektir. Yok ben risk almayı sevmem diyorsanız Pizzeria da Baffetto’yu deneyebilirsiniz. Ancak risk almamayı tercih ediyorsanız uzun süre kapı önünde sıra beklemeyi de göze almanız gerekebileceğini hatırlatayım. Baffetto salı günleri kapalı, diğer günler ise 18.30-00:30 arası misafirlerini kabul ediyor. Hafta sonu duruma göre öğle saatlerinde de açık olabiliyor. Baffetto’da iki kişi 30 Euro’ya doyabilirsiniz.

Eğer bir restorana girip pizza yemek istemiyorsanız veya bütçenizi zorluyorsa Roma’nın hemen her yerinde bulunan dükkanlardan kilo ile pizza almak daha ekonomik bir yol olacaktır.

Makarna

Makarna’yı birkaç farklı yerde denedim ancak benim favorim İspanyol Merdivenleri yakınında küçücük bir dükkan olan Pastificio oldu. Pastificio ne yazık ki günün belirli saatlerinde açık oluyor ancak hangi saat aralığında açık olduğunu ben de tam olarak anlayamadım 🙂 Veya kafalarına göre farklı saatlerde açıp kapatıyor olabilirler. Bu küçük dükkanda her gün genelde birisi etli, diğeri etsiz olmak üzere 2 çeşit makarna oluyor. Dükkanda oturacak yer olmadığı için sadece paket olarak servis yapılıyor. Makarnanızı alıp dükkanın içinde ayakta atıştırabilir veya hemen yakındaki İspanyol Merdivenlerinde yayılarak makarnanızı yiyebilirsiniz. Ben gittiğimde bir paket makarna 4 Euro idi. Belki zam gelmiş olabilir. Makarnayı aldığınızda yanında bir ufak bardak da ev yapımı şarap ikram ediyorlar. Bir gün bu ufak mekanın makarnalarını tatmak isteyebilirsiniz.

Tatlı

Roma’da tatlı denince benim aklıma gelen ilk mekan Pompi oluyor. Pompi denince aklıma gelen ilk tatlı ise kesinlikle Tiramisu. Şehrin birkaç noktasında şubesi bulunuyor Pompi’nin. Benim tercihin yine İspanyol Merdivenleri yakınında yer alan şubesi oluyor. Pastificio’nun bulunduğu sokakta biraz daha aşağı tarafta kalıyor. Bu mekanda Tiramisu yemenizi şiddetle öneririm.

Dondurma

Roma aynı zamanda dondurması ile de oldukça meşhur. Bizdeki dondurmaların aksine burada yer alan dondurmalar daha çok krema kıvamında ve Türkiye’de satılan Roma dondurmalarına da pek benzemiyor. Ben şahsen çok dondurma meraklısı birisi olmadığım ve şubat ayının ortasında gittiğim için yediğim dondurmadan çok bir keyif alamadım. Ancak dondurmaseverlerin mutlaka denemelerini öneririm. Blue Ice ise dondurmasıyla ünlü olan zincirin adı.

Kahvaltı

İtalya sınırları içerisinde, Türkiye’de yaptığınıza benzer bir kahvaltı etmeyi hayal ediyorsanız maalesef bu hayallerinizin gerçekleşmesi biraz zor görünüyor. İtalyanlar bizdeki gibi kahvaltıda peynir, domates, zeytin gibi ürünler tüketmiyorlar. Tüm kahvaltıları kruvasan, çeşitli reçeller ve kahve üzerine oluyor. Kalacağınız yerde veya dışarıda kahvaltı ediyor oluşunuz bu durumu pek değiştirmiyor. Bu nedenle İtalya’da kalacağınız süre boyunca kendinizi İtalyanlar gibi kahvaltı etmeye alıştırmanız faydalı olacaktır.

İçme Suyu

Roma, içme suyu ile ilgili en az sıkıntı yaşayacağınız Avrupa şehirlerinden birisidir. Marketlerden alacağınız şişe suların soda tarzında olma ihtimali yüksektir. Marketten su alırken üzerinde ‘acqua minerale naturale’ yazmasına dikkat ederseniz su ile ilgili problem yaşamazsınız. Ayrıca şehrin hemen her köşesinde sokaklarda yer almakta olan çeşmelerden tatlı içme suyu akmaktadır. Gönül rahatlığı ile şişenizi bu çeşmelerden doldurabilir ve içebilirsiniz.

Bonus

Vatikan civarında yer alan Dolce Maniera isimli küçük mekan, şehirdeki en iyi fırın ürünlerini yapıyor. Burası bir kafe veya restoran değil aslında, bizim bildiğimiz fırın tarzında bir yer. Oturacak yer yok, yiyeceklerinizi alıp dışarıda tüketebilirsiniz.


Roma’da Alışveriş

Roma, dünyaca ünlü markaların mağazalarının yer aldığı, oldukça lüks ürünleri bir arada bulup inceleyebileceğiniz bir şehir olarak öne çıkıyor. Mağazalar yukarıda da bahsetmiş olduğum Via del Corso civarında yoğunlaşmış durumda. Eğer alışveriş yapmak gibi bir planınız varsa bu caddeye ve ara sokaklarına uğramadan geri dönmeyin derim. Ama ayrıca uyarayım, göreceğiniz etiketler hiç de düşük fiyatlı etiketler olmayacak 🙂

Campo de Fiori

Tiber Nehri ile Navona Meydanı arasında yer almakta olan bu eski pazar yeri, pazar günü hariç her gün 08:00 ile 14:00 arasında müşterilerini ağırmaktadır.

Hediyelik Eşya

Roma’dan eliniz boş dönmek istemiyor ve sevdiklerinize hediye almak istiyorsanız şehrin hemen her köşesinde bulabileceğiniz hediyelik eşya dükkanlarından Roma ile ilgili magnetler, anahtarlıklar, tişörtler, kupalar, kolezyum bibloları vb. ürünler alabilirsiniz. Bunlara ek olarak çeşitli dükkan ve pazar yerlerinde paketler halinde satılan makarnalar, İtalyan peynirleri veya ünlü İtalyan kahveleri de satın alabilirsiniz.


Yapmadan Dönmeyin

  • Aşk çeşmesine dilek dileyerek bozuk para atın.
  • İspanyol merdivenlerinde birkaç saat vakit geçirin.
  • Pizza ve makarnaya doyun.
  • Tarihi dokusunu keşfedin.
  • Sabah kahvaltınızı meydanlarda kruvasan ve kahveniz eşliğinde yapın.


One Comment to Roma Seyahat Rehberi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020: samet.im | Travel Theme by: D5 Creation | Powered by: WordPress